BEN BU DÜNYAYI ANLAYAMADIM
21 Şubat 2014 Cuma
BENDE KALMASIN
Sizde kalmasını istemediğiniz neler var?Kimden kaldı?Ne zamandan beri sizde?Şimdiye kadar neden vermediniz ya da neden veremediniz?Bu soruları çoğaltabiliriz ve kendimize göre cevaplar verebiliriz. Bana göre en çok verilen cevap 'Bende ondan bir şey kalsın' cevabıdır. Arkadaşınızdan aldığınız fiziki her şeyi BENDE KALMASIN diye verebiliriz. Çünkü iade etmek için aldığınız şeyleri tabii ki iade etmeliyiz ve iade ederiz de. ANCAK, aşkınızdan, sevginizden kalan nokta kadar şeyi BENDE KALMASIN diyen dilinizle BENDE MUTLAKA KÜÇÜKTE OLSA bir şeyi kalsın diyen yüreğiniz arasındaki kavgayı duyar gibi oluyorum. Yüreğinizle diliniz her zaman mücadele edecek ve yüreğiniz kazanacaktır. Zaten kavga etmeye de gerek yoktur bu konuda. Sonuç bilinir. Çünkü tartışmasız YÜREK KAZANACAKTIR. ZATEN NASIL VERECEKSİNİZ YÜREĞİNİZDEKİNİ. . Tanışmanızdaki heyecanı, birlikte içtiğiniz çayı,kurduğunuz hayalleri, seyrettiğiniz filmi ve oturduğunuz parkı, çarpan yüreğinizin çırpıntısını. Hangisini ve nasıl verebilirsiniz ki zaten. Ne yaparsanız yapın SİZDE KALACAK YAŞADIKLARINIZ.Öyle bir kuvvet yok ki söküp atsın beyninizden, ruhunuzdan. Ama ben unuttum der gibisiniz. YALAN. Sadece hatırlamak istemediğinizi kendinize telkin ederek ve her şey çok güzelmiş gibi hareket ederek yaşamımıza devam ederiz geçmişimizle. Bence SİZDE KALSIN. Her daim sizinle ama sadece hayalleriyle olsun. Olsun ki YAŞAMINIZ YAŞANILIR ve MUTLULUKLA devam etsin.HATIRALAR SİZDE KALSIN.
31 Ocak 2014 Cuma
AĞIR AĞIR ACELE ET
Yine telaşla kalktınız değil mi? uykudan. Geç kaldım işe , geç kaldım okula, geç kaldım toplantıya. Ne olacak şimdi.Bu cümleler çoğumuzun zaman zaman kurduğu cümleler değil mi?Sanki sizi tarif ediyor cümle. Bizler, genellikle zamanın yetmediğini, evimizin bize yetmediğini, arabamızın bize yetmediğini, eşyamızın bize yetmediğini düşünerek ve hiç durmadan yetmediğini düşündüğümüz şeyleri elde etmek için zaman fakiri oluyor ve dostluğu, insanlığı arkadaşlarımızı unutuyor ve isteklerimizin esiri olarak ve ACELE ederek yaşıyoruz. ACELE etmeye hiç gerek yok arkadaşlar. Tabii ki hiç acele etmeyin demiyorum. AĞIR AĞIR ACELE EDİN diyorum. Sindire sindire. Tadını çıkararak. Büyük hedefler koymadan. Olduğu kadar. Bazen öyle insanlar görüyoruz ki ,yapması gerekenler için gerçekten zamanı kalmamış gibi, alması gerekenleri ACELE ACELE alan , ACELE ACELE gezen , ACELE ACELE yiyen,ondan önce ben gördüm demek için çırpınan ve ama HİÇ BİR ZAMANI VE HİÇ BİR MALI yanında olamadan ACELE ACELE giden.
Sizlere tavsiyem, hayatınızın her aşamasında, her yaptığınız işte, her aşkta ve sevgide ve ömrünüzün her saniyesinde AĞIR AĞIR ACELE EDİN. Hoş ve hoşça kalın.
20 Mayıs 2013 Pazartesi
YİNE YAKMIŞ YAR MEKTUBUN UCUNU
Keşke mektup olsaydı da yanık olsaydı dediğinizi hissediyorum orta yaşlı arkadaşlardan. Ve şu soruyu da duyar gibi oluyorum gençlerden ,'MEKTUP NEDİR ARKADAŞLAR'. Mektup HASRETTİR, mektup AŞKTIR, mektup ÜZÜNTÜDÜR, mektup SEVİNÇTİR, mektup KAVUŞMADIR. Gerçekten yaşanması gereken duygudur MEKTUP. Lakin şimdilerde teknolojinin ilerlemesiyle birbirini tanımayan binlerce insan her konuda yazışıyorlar, paylaşıyorlar. Ancak MEKTUP yazmak için tanımak lazım, hissetmek lazım, derdini, sevincini bilmek lazım. Bilmek lazım ki hüznüne kağıtta da olsa destek olmak , o kağıttaki duyguyu, o kağıttaki kokuyu, o kağıttaki duygu yoğunluğunu yıllarca unutmamak lazım. Önce yar lazım. adam gibi denilen cinsten, özü sözü bir, dürüst ve üzüntüsünü, özlemini, hasretini ve belki de çaresizliğini anlatırcasına yazdığı mektubun ucunu yakıp mahcup, utangaç ve ama hiç ümidini yitirmeden duygularını karşı tarafa anlatmanın en güzel yolunu bulacak kadar da duygu yoğunluğu yaşayan.
Bizim kuşak bu duygularla büyüdük, şarkıların en güzeli de bizim kuşakta yazıldı. ZATEN HER MEKTUP ayrı bir şarkıydı, ayrı bir romandı,ayrı bir yaşamdı, kokuydu, sevgiydi, hasretti.Bence
hemen bir kağıt kalem alıp, büyüklerinize, küçüklerinize, sevdiklerinize,içinde sizin olduğunuz MEKTUP yazın ve deyin ki, SENİ ÇOK ÖZLEDİM. YAZARKEN SANA OLAN ÖZLEMİMİ ANLATACAK KELİME BULAMADIM.KELİMELER KİFAYETSİZ KALDI SEVDİĞİM. SENDE DE BANA YAZ OLUR MU?O KAĞITTAKİ KOKUN BANA UZUN ZAMAN YETER. İÇİNE DE SAÇINDAN BİR TUTAM KOY ÖZLEDİM. VE SENİ HASRETLE ÖPERİM.HASRETLE BEKLERİM. Hoş kalın, hoşça kalın.
28 Mart 2013 Perşembe
ERKEK MİLLETİ BORSA GİBİDİR
Erkek milleti BORSA gibidir. Ne zaman düşüp ne zaman çıkacağı hiç belli olmaz. Sizin kendinize eş olarak seçeceğiniz ve son günlerde moda olan 'SİZİ TAŞIYABİLECEK' erkeği kendi isteğinizle veye istemeden, yakınlarınızın hala evlenmedin mi?sorularından kurtulmak için vereceğiniz kararla seçersiniz.Erkek milleti maalesef yıllarca birisi tarafından yani biz ANNELER tarafından TAŞINARAK büyütülmüştür. Bırakın sizi taşımayı, taşınmaktan hiç vazgeçmeyecektir. Hiç bir zaman, zamanı ve faizi belli olan VADELİ HESAP gibi hiç olamayacaktır. O günkü iş hayatının olumsuz etkisi, trafiğin tıkanıklığı, ya da beğenmediği futbol müsabakası sonucu, onun ruhsal durumunu hep etkileyecektir. Erkeğin doğasında olduğu söylenen iniş çıkışlı ruhsal durumları ,aslında hep biz ANNELERİN oğullarımıza her zaman, her şartta, ne olursa olsun kanat germemizden kaynaklanmaktadır. Hanımlar, o halde bir öz eleştiri yaparak ve kabullenerek, ERKEKLERİN HER ZAMAN İNİŞ ÇIKIŞLARI OLAN KOCA BEBEKLER OLDUĞUNU UNUTMADAN, ONLARI SARIP SARMALAYARAK eksi ve artılarıyla kabul edip, hiç bir zaman VADELİ HESAP olmalarını beklemeden, BORSA HALLERİYLE sevelim. Biz kadınlar eş de olsak, bir hayat paylaştığımız insanı ANNELİK İÇGÜDÜSÜYLE TAŞIYALIM. YARADILIŞ OLARAK BU RUH BİZE ZATEN BAHŞEDİLMİŞTİR. SEVGİYLE KALIN, SEVGİLİ KALIN.
11 Kasım 2012 Pazar
Kader ve zaman
GÜLve DİKEN nasıl her zaman yan yana düşünülürse KADER ve ZAMAN da her zaman yan yana düşünülmelidir. Çalışma hayatında sıkıldığımızda kullandığımız, evlilikte kavga ettiğimizde kullandığımız, sevgilimizle aramız bozuk olduğunda kullandığımız, maaş kuyruğunda sırada beklerken kullandığımız ya da çok hastayken ızdırap çekerken kullandığımız NEREYE KADAR a kendimiz dahil hiç kimse cevap veremez. Sadece KADER VE ZAMAN cevap verebilir. Zamanı gelmedikçe ki onu bizler bilemeyiz., o çok sevip SİZİ SEVMEDİĞİ HALDE TERKEDEMEDİĞİNİZ SEVGİLİNİZDEN, ÇOK IZDIRAP ÇEKTİĞİNİZ HASTALIĞINIZDAN, ÇOK YORULDUĞUNUZ İŞİNİZDEN, HİÇ SEVMEDİĞİNİZ EŞİNİZİDEN nasıl ve ne zaman kurtulacağınıza, sadece ve sadece KADERDE YAZAN ZAMAN karar verir. Ne bir saniye önce ne bir saniye sonra. Olaylar öyle gelişir ki, hiç çaresi olmadığını düşündüğünüz sıkıntınız , hiç ummadığınız zamanda son bulur. Terkedemediğiniz sevgiliniz hiç aklınıza bile gelmez Önemli olan kaderinizde yazılı olup sizin bilmediğiniz zamanı HAYATA SIKI SIKIYA BAĞLI OLARAK BEKLEMENİZDİR. Sizlere, tüm sıkıntılarınızdan EN KISA ZAMANDA KURTARACAK MUCİZELER diliyorum.
19 Eylül 2012 Çarşamba
AŞKI BÜYÜTEBİLİR MİSİNİZ?
Aşk; çocuk değildir, çiçek değildir,böcek değildir, kuş değildir. Olmayan bir şey, dokunulmayan bir şey nasıl büyütülebilir ki. Diyelim ki büyütmeye karar verdik aşkı. Neyle, nasıl ve nerede büyüteceğiz? ELLE TUTAMADIĞIMIZ, GÖZLE GÖREMEDİĞİMİZ, YİYEMEDİĞİMİZ, İÇEMEDİĞİMİZ BİR ŞEY OLAN AŞKI DA büyütebiliriz. VE büyütmeyi başardığımız AŞK, inanın ki siz yaşadığınız müddetçe var olacaktır ve siz ölseniz bile birileri tarafından yaşatılacaktır dillerde dolaşarak. ÇOK BÜYÜK BİR AŞK YAŞAMIŞTI KENDİ İÇİNDE denilerek. Ölümsüz aşkı yaşatmak çok kolay bence. Karşı taraftan hiç bir şey beklemeden, onun isteyip istemediğini sormadan, beklemeden, kendi içinizde yaşattığınız aşk, dizginler sadece sizin elinizde olduğu için ölümsüzleşecektir. BEKLENTİLER AŞKI ÖLDÜRÜR. Mümkünse birlikte BÜYÜTÜN aşkınızı temennim odur, değilse gerçekten aşkı tatmışsanız GEÇMİŞTE YAŞADIĞINIZ HER SANİYENİN HATIRASI AŞKINIZI BESLEYEREK KENDİ İÇİNİZDE BÜYÜTMEYE yetecektir. Sizlere büyütülmeye değecek aşklar diliyorum. Hoş ve hoşça kalın.
17 Ağustos 2012 Cuma
ELDE NE KALDI ?
Hayatın ne zaman nerede ve ne göstereceği hiç belli olmaz. Hepimizin duygusal bir arkadaşlıkla başlayan ilişkileri, evlilikleri her zaman olmasa bile zaman zaman kesintiye uğramakta zaman zaman da sona ermektedir. Ve biz bu durumda karşı taraftan nefret ederek,hakkında kötü konuşarak kendimizce teselli oluruz. Sadece TESELLİ. Aslında kendi kendimize ELDE NE KALDI sorusunu sorarsak ve cevaplarımızı gerçekten adil olarak verirsek inanın elde çok şey kaldığını anlayacak ve bu kadar acı çekmeyeceksiniz. Çünkü hiçbir ilişki kötü olsun diye başlamaz. Siz bu biten ilişkiden mutsuz olacağınızı bilseniz zaten başlamazsınız. İnsanların hayatlarında duygusal başlayan ilişki şimdilerde gençlerin kullandığı AŞKISI yaşama zevki verir, bakımlı olmanızı sağlar, heyecan verir ,çalışma azmi verir, hayal kurdurur gelecekle ilgili. SİZİ HAYATA KARŞI DİK TUTAR. Anlamazsınız zamanın nasıl geçtiğini. Ve bitse de ilişkiniz, iyi geçirilmiş zamanları HATIRLAMANIZ bile DUDAKLARINIZDA BİR TEBESSÜMÜN OLUŞMASINA SEBEP OLACAKTIR. Tatlı bir tebessüm. Ve belki de ilk tanıştığınız güne kahretmeyeceksiniz o zaman.İŞTE SİZE ELDE KALANLAR
HAFIZADA HATIRALAR,DUDAKTA TEBESSÜM VE YAŞANMIŞLIKLARIN BIRAKTIĞI MUTLULUK.
HAFIZADA HATIRALAR,DUDAKTA TEBESSÜM VE YAŞANMIŞLIKLARIN BIRAKTIĞI MUTLULUK.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)